DENEMELERYAZILAR

Ölüyorum

Şu an internet sayfaları arasında usulca göz gezdiriyorum. İlgimi çeken yazıları okuyor, sıkıldığımda bir başka sayfaya tıklıyorum.

Bir ağırlık var omuzlarımda, dirseklerimdeki kan çekiliveriyor sanki. Neler olduğunu anlamaya çalışıyorum. Dizlerimin halini merak edince hissediyorum dizlerimin varlığını. Sanki titriyormuşum gibi geliyor bana. Derin bir nefes alıp yaslanıyorum koltuğa, başım düşüyor arkaya. Tek gördüğüm tavanın giderek matlaşan görüntüsü. Boynumdaki gerginlik nefes almamı zorlaştırsa da sadece dinlenmek istiyorum şu an. Donuk ve bembeyaz tavan derinleşiyor gittikçe. Bir baygınlık hali sarıyor bedenimi. Usulca kapanıyor gözlerim, kollarım iki yanımda. Yutkunduğumu hissediyorum ve bir daha yutkunuyorum. Uyur – uyanık bir hal sarıyor her yanımı.

Nefes almaya devam ederken ağırlaşıyor kalp atışlarım. Gözlerim kapalı ve kapkaranlık her yanım. Birden sol tarafta bir ışık yumağı beliriyor. Yavaş yavaş yaklaşıyor, yaklaşıyor biraz daha. Ve karşımda duruyor Annem. “Oğlum” diyor bana, onu üzdüğüm anlar beliriyor etrafta. Sanki ufkun her yerinde uçuşuyor anılarım. Ve onu son gördüğüm anı yaşıyorum yeniden. “Görüşürüz oğlum” diyor. “yarın telefon ederim ben sana”. “Tamam Anne” diyorum dudaklarımı kıpırdatarak. “Tamam, kendine iyi bak” diyorum. Ve birden camide buluyorum kendimi. Babam yanımda, “esselamun aleykum ve rahmetullah, esselamun aleykum ve rahmetullah” diyerek selam veriyorum kıldığım bayram namazının sonunda. Babam yüzünü dönüyor, buğulu gözlerle tebessüm ediyor. Hemen sarılıyorum ellerine, “Bayramın mübarek olsun Baba” diyerek öpüyorum ellerinden. O bayram sabahı kıldığım namaz boyunca ağladığım gibi, yine ağlıyorum usulca. “el öpenlerin çok olsun oğlum” diyor babam. Ve çok keskin ve çok ağır ve çok büyük bir karaltı çöküyor boğazıma. Çırpınmak, kendimi duvarlara vurmak ve hatta parçalanmak istiyorum o saniye. Vücudumu sarsarcasına şiddetli ve bütün ruhumu sağır edercesine yıkıcı bir gürültüyle kızımın koşuşturmalarını hissediyorum kalbimde. “ Baba, babaaaa… babacım bi baksana, 15 dakika daha geç yatabilirmiyim bu akşam” sesleri ve o benliğimi hissettiren gülücükleri yankılanıyor zihnimde. “babacım” deyişi dumanlara boğarcasına, her bir zerremi kavururcasına dağlıyor yüreğimi. Tam karşımda şu an. Koşarak geliyor otobüsün yanından. Yaz tatili dönüşü üç aylık hasretle sarılıyor boynuma. “ Kızımmmm, ben seni çok özledim” diyorum o günkü gibi şimdi de. Sımsıkı sarılıyorum kızıma. Boğazımdaki düğüm ilmek ilmek dökülüyor gözlerimden. O gün kızımı karşılarken ağladığım gibi şimdide süzülüyor gözyaşlarım. Hiç bırakmak istemiyorum kızımı. “Birdaha bukadar uzun süre tatile göndermeyeceğim seni” diyorum. Annesini görüyorum o anda. Elinde valizlerle yaklaşıyor, boynu bükük. Gözünden süzülen bir damla yaşı siliyor. “hoş geldin canımmmm” diyorum ve sımsıkı sarılıyoruz hepbirlikte. Birden hafiflemeye başlıyor her yanım. Bedenim üşüyor, ellerim uyuşuyor. Kardeşim yanımda en başından beri. “abi, ben çantaları götürüyorum, siz gelirsiniz” diyor. “Dur! Dur bi sarılayım sana” diyorum ama duymuyor beni. Uzanıyorum ama tutamıyorum omuzlarından. Ve yüzünü çeviriyor bana bir anda, “Bayramın mübarek olsun abi” diyor ve ellerime sarılıyor. “Bir bayram namazını daha hep beraber kılmayı Allah sana, bana ve babama nasip etti, gelecek bayram da hep birlikte oluruz inşallah” diyor. “Allah, bir sonraki bayramda da omuz omuza namaz kılmayı nasip etsin inşallah” deyişimi anımsıyorum o bayram sabahı söylediğim gibi.

Tarifi mümkün olmayan bir huzur sarıyor gördüğüm ve hissettiğim her yeri. Kalp atışlarımı hissetmeyeli ne çok oldu! Üşümüyorum artık az önceki gibi, tüm pişmanlıklarım ve tüm mutluluklarım o kadar gerçek ki “atık çok geç” dercesine akıp gidiyor gözlerimin önünden her biri. Ve rahmetli dedemin öğrettiği ödevi yapmanın vaktinin geldiğini anlıyorum. “Eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden âbduhu ve Resuluhu”…

Kalp durmasına rağmen, beynimizin ve hatıralarımızın halen daha canlı olduğu, nefes alamayacağımız o son saniyelerde, pişmanlık ve keşkelerle dolu film kesitleri, kim bilir ne çok acıtır insanın canını. Son nefesinizde “Keşke” değil, “iyi ki” diyerek hayata veda etmenizi diliyorum. Çünkü ölüm, belki yarın, belki yarından da yakın. Biliyorum…

Özkan DEMİR

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı