Kurtuluşa İlk Adım

19 Mayıs 1919 milli mücadelenin fiilen başladığı tarihtir. Onurlu kurtuluşumuzun ilk adımıdır. Şaha kalkışın başlangıcı, kurtuluşa giden ilk duraktır. Türk’ün kaderinin şekillendiği gündür.

I.Dünya savaşında yenilmez ordu her taraftan çökertilmiş, halk fakir ve yorgun düşmüştür. Savunmasız bırakılan halk bir umut arayışındadır. Ülkeyi savaşa itenler halka sırtını çevirmiş, kendi hayatlarını kurtarma endişesiyle memleketten kaçmışlardır. “Hasta Adam” olarak nitelendirilen devlet yok olmaya mahkum edilmiştir. Bir ateşin içindeydi Anadolu. Gökyüzü kızıl kıyamet, gözyaşları bile kanlıydı. Bir umuttu aranan çaresizce direnişlerde.

İstanbul hükümeti tarafından ordu müfettişliği kimliğiyle Samsun’a gönderilen Mustafa Kemal’den görev bölgesinde iç huzuru sağlaması, silah ve cephaneleri toplaması, vatandaşlara silah dağıtımını engellemesi ve Türk direniş topluluklarının dağıtılmasını istedi. Mustafa Kemal’e göre gerçek ve sağlam karar bu değildi. Bandırma Vapuru ile Karadeniz’in o kapkara sularında yüreğindeki güneşle Anadolu’nun semalarını aydınlatmak için kafasında binbir düşünceyle yola çıktı. Uykusuz gecelerden sonra yol arkadaşlarıyla sabahın ışığında Samsun’a ayak bastığında ise bir çığlık gibi yankılanan özgürlük feryadı tüm yurdun semalarında yankılandı. O korkaklığı değil; cesareti seçti ve ona verilen görevin aksine birlikleri dağıtmadı. Havza’da ve Samsun’da geçirdiği günlerde işgalin protesto edilmesini istemiş, mitingler gerçekleştirmiştir. Türk birliklerini dağıtmak yerine, Türk direniş örgütlerinin kurulmasında etkin bir misyon yüklenerek kurtuluş savaşının meşalesini yakmıştır. İstanbul hükümetinin tüm uyarılarına rağmen Mustafa Kemal başlattığı bu onurlu mücadeleden vazgeçmemiş, görevinden ayrılmak zorunda kalmıştır. Onun omuzunda artık Türk’ün onurlu kalbinin rütbesi vardı.

Onurlu savaşımızın başlangıcı kabul edilen bugün hem Mustafa Kemal Atatürk’ün hem de Türk gençliğinin doğum günüdür. Bu özel günü Türk gençliğine armağan etmiştir. “Gençlik” kavramı Atatürk için her zaman ayrı bir önem taşımıştır. O bizleri, gençliğimizi yaşımızla sınırlamamış, genç fikirli olmamızı istemiştir. Genç fikirli demek; doğruyu gören, anlayan gerçek fikirli demektir. Mustafa Kemal “milletin bağrında temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkada kalmayacak.” sözleriyle bizlerde onun fikrimize, inancımıza duyduğu güvene sırtımızı dayayıp istikbalimizi taçlandırmalıyız. O bizden isteğini ise; “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi ,benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafîdir.” sözleriyle ifade etmiştir. Bizlerde bize güvenen ve inanan kurtarıcımızın duygularını, fikirlerini benimsemeliyiz. Ve bize armağan edilen doğum günümüzü kutladıkça gençleşmeliyiz.

 

Bir cevap yazın

Lütfen yorumunuzu giriniz.
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.