Kaliteli Bir Yaşam İstiyoruz Ey İnsanoğlu!

Merhaba İnsanoğlu!!
Ben su. Hani şu musluklardan,derelerden,göllerden,denizlerden,nehirlerden ,barajlardan,çaylardan,yer altı kaynaklarından şırıl şırıl,gürül gürül akan su. Yeryüzündeki tüm canlılar için yaşamsal bir kaynak olan su. Tanıdınız mı beni?

Ben insanları anlayamıyorum ama.Hem canlılar susuz yaşayamaz,su hayattır, hayatın ta kendisidir diyorlar hem de suları kirletiyorlar. Sular kirlenince ne mi oluyor? Suyun rengi ve kokusu değişiyor. Berraklığı gidiyor. Su bulanıklaşıyor.Suyun içinde var olan mineral ve vitaminler ölüyor.Doğal olarak da suyun kalitesi düşüyor. Siz, insanlar, nasıl kaliteli bir yaşam istiyor ve bunun için çalışıyor:anız lütfen bize de değer verin.Çünkü kaliteli olmak bizim de hakkımız.

Ben, bir evin musluğundan akan suyum.Derdim büyük. Artık beni kimse sevmiyor. Kimse beni içmiyor.İnsanlar, , paketlenmiş su içiyorlar şimdi.Bu beni o kadar üzüyor ki.Oysa eskiden ne de mutluydum. Çocuklar , ağızlarını bana dayayıp kana kana su içerler,ev hanımları yemeklerini benim suyumla yaparlardı. Hele de kahvaltılarda içilen çaya , sohbetlerde içilen kahvelere ayrı bir lezzet katardım ben. Ama siz gün geçtikçe beni kirlettiniz.Kalitemi düşürdünüz-Şimdi beni kimse kullanmıyor.Rengimi ve kokumu beğenmiyor insanlar.Hastalıklara yol açabileceğimi söylüyorlar.Simdi söyleyin ey insanlar ben üzülmeyeyim de kimler üzülsün? Sizin bana bu yaptığınız haksızlık değil de nedir sizce?

Ben de, bir fabrikanın yanında akan nehir suyuyum. Ben de musluk suyu gibi dertliyim. Yanımda bulunan fabrika, kirli sularını benim sularıma boşaltıyor. Ayrıca kimyasal atıklar da atıyor benim sularıma. Bu da benim suyumu kirletiyor. Eskiden insanlar ailecek gelirdi beni ziyaret etmeye. Piknik yaparlardı başucumda. Çocuklar koşardı, oynardı, eğlenirdi kenarlarımda. Yorulunca da serinlerdi çocuklar sularımda.Ama şimdi ne gelen var ne giden. Çok yalnızım. Hem de sağlıksızım şimdi.Çünkü sularımda çok miktarda atık ve kimyasal madde var.Bir an önce eski ,mutlu ,temiz günlerime dönmek istiyorum artık ey insanoğlu. Bana yardım etmelisin!!

Ben uçsuz bucaksız bir denizdeki suyum.Gün geçtikçe bende kirleniyorum.Neden mi? Durun anlatayım da dinleyin beni. Ben eskiden, denizlerde yaşayan tüm canlılara,özellikle de balıklara,deniz altında yaşayan birçok bitkiye ev sahipliği yapardım. Onlar benim neşe kaynağım.Birlikte güler,birlikte yüzer,birlikte oynardık hep. Şimdi ise bomboşum.Ne bir balığım var beraber yüzebileceğim ne de sohbet edeceğim bir mercanım. Yalnızım koca denizlerde.Bu yalnızlığımın sebebi sizsiniz ama.Benim ilk terk edilişim uzun yıllar önce oldu. Büyük,heybetli bir yük gemisini taşıyordum. Gemi bir anda durdu ve içerisindeki atık petrolü sularıma boşalttı. O gün bir cehennem gibiydi denizin altı. Her taraf zifiri karanlıktı. Göz gözü görmüyordu. Feryat figan çığlıklar yükseliyordu balıklardan,bitkilerden.Deniz altındaki tüm canlılar temiz olan sulara kaçmaya çalışıyorlardı.Kaçanlar kaçabildi.Kaçamayanlara ne mi oldu? Onlar şimdi yoklar denizlerde. İşte bu olaydan sonra buna benzer olayların ardı arkası kesilmedi. Sadece atik petrol değildi tabi sularıma atılan.Aklınıza ne gelirse benim sularıma atıyorlardı insanlar.Naylon poşetten tutun da araba lastiğine, çocuk bezine,plastik şişelere, tuvalet atıklarına varıncaya kadar her şeyi… Ben de kaliteli bir hayatın özlemi içindeyim.Kalitemi yükseltmenizi dört gözle bekleyeceğim.

Ben de, şirin bir dağ köyünün içindeki yemyeşil bir ormanın içinden akan bir dere suyuyum. Suyum çok değildi ama tertemizdi eskiden. Köydeki çocuklar,okullar tatil oldu mu soluğu benim yanımda alırlardı. Benimle şakalaşırlar, coşarlardı. Köyde yaşayanların içme sularını da ben karşılardım.Ne mesut günlerdi .Şimdi Şimdi ne mi oldu? Tahmin ediniz.Sularım kirletildi sizler tarafından. Pikniğe diye geldiniz. Mangal ateşini attınız içime.Yandım… Çamaşır yıkamaya diye geldiniz. Zararlı kimyasallardan döktünüz içime yandım… Sonra …Sonra en yakın arkadaşlarımı kestiniz. Gözyaşlarına hiç bakmadan…. Siteler villalar kurdunuz yanı başımda.Tabi bu sitelerin ,villaların tuvalet sularını bana akıttınız. O yüzden ben yandım….Yandım bittim tükendim…

Ben ise bir maden suyuyum. Arkadaşlarımın dertlerini dinledim.Gerçekten çok üzüldüm hallerine. Sularının kalitesiz oluşundan söz ettiler hep.Ben şanslıyım galiba onlara göre.Yer altından çıktığını için beni kirleten yok. Canlıların gereksinim duydukları tuz ve mineraller de var bende. Suyum duru, alabildiğine berrak. Bulanıklık ve koku yok insanların sağlığını bozacak, onların hastalanmalarına neden olacak maddeler de yok bende. İnsanlar benim suyumu kaliteli buluyorlar. Gönül rahatlığıyla içebiliyor, kullanabiliyorlar. Hatta ülkemin dört bir tarafından beni görmeye,tatmaya gelenler bile var.Bu durum beni mutlu ediyor. Ama sadece benim kaliteli ve mutlu olmam yetmez ki.Onların da suları kaliteli olmalı.Onlar da bu mutluluğu yaşamalı.Çünkü biz bit aileyiz.

Şimdi sıra sizde ey insanoğlu!! Biz de kaliteli bir yaşam istiyoruz.Atık maddelerin ,kimyasalların, çöplerin olmadığı , minerallerimizin kaybolmadığı bir dünya istiyoruz. Masmavi, kokusuz, tertemiz,berrak bir dünya… Bize kaliteli hayatımızı lütfen ,lütfen geri verin…Yarın çok geç olabilir. Haydi! Şimdi harekete geçin!

Emrah ÇELİK
Fatih İlköğretim Okulu
Güroymak / BİTLİS

(2010 YILI 22 MART DÜNYA SU GÜNÜ KOMPOZİSYON YARIŞMASI 2.LİĞİ KAZANAN ESERDİR.)

Benzer İçerikler

Paylaş
Önceki İçerikSon Damla…
Sonraki İçerikGÖNÜLLERDE BIRAKILAN İMZA

Bir cevap yazın

Lütfen yorumunuzu giriniz.
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.